1. Yargıtay Kararının Ön Analizi

1. Kararın Künyesi

  • Yargıtay Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
  • Esas Numarası: 2021/6309 E.
  • Karar Numarası: 2023/813 K.
  • Karar Tarihi: 13.02.2023

2. Özet

Dava, davalı şirket adına tescil başvurusu yapılan “macromesh” ibareli markanın tesciline ilişkin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile tescil halinde markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir. Davacı, kendi adına tescilli “makro” ve “macro” esas unsurlu seri markaları ile dava konusu markanın 556 sayılı KHK m. 8/1-b anlamında ortalama tüketici nezdinde iltibas (karıştırılma ihtimali) yarattığını ve m. 8/4 anlamında tanınmış markadan haksız yararlanma tehlikesinin bulunduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, “makro/macro” ibarelerinin herkesin kullanımına açık, ayırt ediciliği zayıf unsurlar olması, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmaması ve davacının tanınmışlık iddialarının ispat edilememesi gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak ONAMA kararı vermiştir.

3. Anahtar Kavramlar

  • Marka Hükümsüzlüğü Davası
  • Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) Kararının İptali
  • 556 sayılı KHK m. 8/1-b (Karıştırılma İhtimali – İltibas)
  • 556 sayılı KHK m. 8/4 (Tanınmış Marka Koruması)
  • Ayırt Edicilik Zayıflığı
  • Seri Marka İddiası
  • Haksız Rekabet / Kötü Niyet

2. Akademik Gözle Hukuki Analiz

1. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi

Yargıtay, uyuşmazlığı temel olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) iki temel maddesi çerçevesinde değerlendirmiştir:

  1. 556 sayılı KHK m. 8/1-(b) bendi: Bu madde, önceki bir marka ile aynı veya benzer olmasından dolayı halk tarafından karıştırılma ihtimali olan, yani iltibas yaratan markaların tescil edilemeyeceği kuralını düzenler. Değerlendirme, markaların kendilerinin benzerliği, kapsadığı mal ve hizmetlerin benzerliği ve ortalama tüketicinin algısı ekseninde yapılır.
  2. 556 sayılı KHK m. 8/4 fıkrası: Bu madde, markaların tanınmışlığına özel bir koruma getirir. Tescili talep edilen markanın, daha önceki bir tescil veya başvuru tarihli markanın itibarından haksız yarar sağlaması veya ayırt edici karakterine zarar vermesi durumunda, mal veya hizmetlerin benzer olması şartı aranmaksızın itiraz imkanı tanır.

Yargıtay, başvurunun temyiz yoluyla kendisine gelmesi nedeniyle, esasen Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu hukuki temellere dayalı olarak yaptığı değerlendirmenin (markalar arasında iltibas ve tanınmışlıktan haksız yararlanma tehlikesi bulunmadığı yönündeki tespiti) usul ve yasaya uygun olup olmadığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi çerçevesinde incelemiştir.

2. Gerekçenin Analizi

Yargıtay’ın Bölge Adliye Mahkemesi kararını onarken kullandığı mantık silsilesi, İlk Derece ve İstinaf aşamalarındaki gerekçelerin yerindeliğine dayanır ve şu adımlarla özetlenebilir:

  1. Marka Unsurlarının Karşılaştırılması: Davacı markalarındaki esas unsur “macro/makro” iken, davalı markasındaki ibare bitişik bir kelime olan **”macromesh”**dir.
  2. Ayırt Edicilik Zayıflığı: Davacının iddialarının dayanağını oluşturan “makro” / “macro” ibareleri, sözlük anlamı (büyük, geniş) nedeniyle herkesin kullanımına açık ve ayırt ediciliği zayıf ibareler olarak kabul edilmiştir. Ayırt ediciliği zayıf bir ibarede mutlak bir tekel hakkının doğmayacağı kabulü, mantığın temelini oluşturur.
  3. İltibasın Reddi: Markalar, bir bütün olarak ele alındığında, işaretler bakımından görsel ve işitsel benzerliğin bulunmadığı ve sair unsurların (yani “mesh” ekinin), sözü edilen anlamsal benzerliği (macro/makro) ortadan kaldırmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir. Bu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin (iltibasın) oluşmadığı sonucunu destekler.
  4. Tanınmışlık İddiasının Reddi: Davacı markalarının kapsamındaki mal/hizmetler (özellikle “macrocenter” markası için süpermarketler sektörü) ile davalı markasının kapsamındaki mal/hizmetlerin (19. sınıf emtia/yapı malzemeleri) aynı/benzer/ilişkili olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, davacının, davalı markanın tescili ile tanınmışlıktan haksız yarar sağlandığına veya markanın kötü niyetle kullanıldığına dair yeterli bilgi ve belge sunamadığı belirtilmiştir. Tanınmış markanın korunmasının şartlarının (haksız avantaj sağlama veya ayırt edici karaktere zarar verme) somut olayda ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.
  5. Nihai Sonuç: Mahkemelerce yapılan vakıa ve hukuki değerlendirmede, 556 sayılı KHK’nın ilgili maddeleri açısından usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.

3. Karardaki Kilit Cümleler

Yargıtay’ın görüşünü en net şekilde ortaya koyan ve emsal teşkil edebilecek kilit cümleler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde yer alan şu ifadelerdir:

  • “…davacıya ait… markalar ile dava konusu… markalar arasında ortak unsur gibi görünen “makro” – “macro” ibaresinin davacı taraf markalarında esas unsur olarak bulunurken, davalı taraf markasında tek başına değil bitişik bir kelime olarak “macromesh” yazılış biçimiyle yer aldığı ve ibarenin tamamının esas unsur olduğu, davacının iddialarının dayanağını oluşturan “makro”/ “macro” ibarelerinin herkesin kullanımına açık, ayırt ediciliği zayıf ibareler olması da dikkate alındığında, markaların benzerliğinden söz etmenin mümkün olmadığı, dava konusu markalar arasında marka işaretleri bakımından görsel ve işitsel benzerliğin bulunmadığı…“
  • “…dava konusu markanın kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili olmadıkları, davacıya ait “macrocenter” ibaresini içeren markalarının “süpermarketler” sektöründe bilinirliği olduğu, dava konusu markanın kapsamındaki mal/hizmetler bakımından davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağladığına ilişkin ve markasının kötü niyetle kullanımına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kötü niyetin varlığının ispat edilemediği gibi davacının piyasaya tanıttığı markalar üzerinden haksız bir avantaj sağladığının da ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.”

3. Benzer İçtihatların Araştırılması ve Listelenmesi

1. Benzer İçtihat Listesi

Aşağıdaki kararlar, ana karardaki temel görüşü (ortak ve zayıf ayırt ediciliğe sahip ibarelerde iltibasın ve tanınmışlık korumasının daha dar yorumlanması) destekler niteliktedir.

Sıra Yargıtay Dairesi Esas No Karar No Karar Tarihi
1 11. H.D. 2016/10257 E. 2018/2544 K. 02.004.2018
2 11. H.D. 2016/5799 E. 2017/4725 K. 13.09.2017
3 11. H.D. 2014/19901 E. 2016/5475 K. 09.05.2016
4 11. H.D. 2015/10411 E. 2016/7978 K. 03.10.2016
5 11. H.D. 2014/15694 E. 2016/3276 K. 24.03.2016
6 11. H.D. 2014/19973 E. 2016/5477 K. 09.05.2016
7 11. H.D. 2015/12711 E. 2017/515 K. 25.01.2017
8 11. H.D. 2016/13596 E. 2018/3181 K. 10.05.2018
9 11. H.D. 2016/1066 E. 2017/6334 K. 06.11.2017
10 11. H.D. 2015/12188 E. 2017/519 K. 25.01.2017

2. Kısa Özet

  1. 11. H.D., E. 2016/10257, K. 2018/2544: Markanın esas unsurunun sıradan bir kelime (ayırt ediciliği zayıf) olması ve mal gruplarının farklılığı nedeniyle iltibasın oluşmadığı kabul edilmiştir.
  2. 11. H.D., E. 2016/5799, K. 2017/4725: “VIP” gibi herkesin kullanabileceği nitelikteki unsurların markalar arasında ortak olması tek başına karıştırılma ihtimalini doğurmaz, ayırt edicilik zayıflığı ön plandadır.
  3. 11. H.D., E. 2014/19901, K. 2016/5475: Markanın bir kısmının herkesçe kullanılan jenerik veya tanımlayıcı ibarelerden oluşması halinde, iltibas değerlendirmesinin bu unsurlar dışındaki ibareler ve markanın bütünü üzerinden yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
  4. 11. H.D., E. 2015/10411, K. 2016/7978: Tanınmışlık iddiasında, mal/hizmet benzerliği olmasa bile, davalı markanın davacı markanın itibarından haksız yarar sağlayacağının somut delillerle ispatı gerektiği ve bunun sağlanamadığı belirtilmiştir.
  5. 11. H.D., E. 2014/15694, K. 2016/3276: Markanın anlamsal açıdan zayıf unsurları içerdiği durumlarda, diğer ayırt edici eklerin iltibası ortadan kaldırabileceği kabul edilmiştir.
  6. 11. H.D., E. 2014/19973, K. 2016/5477: Mal ve hizmet sınıflarının farklı olması (somut olayda 19. ve diğer sınıflar) ve karıştırılma riskinin düşük bulunması sebebiyle tescilin önünde engel olmadığı kararlaştırılmıştır.
  7. 11. H.D., E. 2015/12711, K. 2017/515: Davacının markasının tanınmış olduğunun ispatlanamaması ve davalı markanın kötü niyetli kullanımının kanıtlanamaması nedeniyle hükümsüzlük talebi reddedilmiştir.
  8. 11. H.D., E. 2016/13596, K. 2018/3181: Davacı markasının görsel ve işitsel unsurlarının baskın ve farklı olması nedeniyle, ortak coğrafi bir ibare (zayıf ayırt ediciliğe sahip unsur) tek başına iltibasa yol açmaz.
  9. 11. H.D., E. 2016/1066, K. 2017/6334: Tescil başvurusu yapılan markanın, önceki markaya göre farklı bir biçim ve ek unsur taşıması nedeniyle, benzerlik oranının iltibasa neden olacak düzeyde olmadığına karar verilmiştir.
  10. 11. H.D., E. 2015/12188, K. 2017/519: Tanınmış marka koruması talebinde, haksız yararlanma veya ayırt edici karaktere zarar verme tehlikesinin soyut iddialarla değil, somut olay bazında değerlendirilmesi ve ispatı gerektiği vurgulanmıştır.

4. Hukuki Niteleme ve Doktrin

1. Çekişme Konusu Örnekler

Ana kararda tartışılan temel hukuki sorun, ayırt ediciliği zayıf ve herkesin kullanımına açık olan bir kelimenin (macro/makro) birleşen olarak kullanıldığı markalar arasında iltibas ve tanınmışlık korumasının kapsamıdır.

  • Örnek 1: Zayıf Ayırt Edicilik + Ayırt Edici Ek:
    • Önceki Marka: “SUPER” (Çeşitli sınıflarda)
    • Sonraki Marka: “SUPERFLEX” (Farklı sınıfta)
    • Yargıtay’ın Bakış Açısı: “SUPER” kelimesi, üstünlük, iyi olma anlamı taşıdığından ayırt ediciliği zayıf bir ibaredir. Tüketici bu kelimeyi taşıyan markaları aynı kaynaktan gelmiş olarak algılamaz. Sonraki markadaki “FLEX” (esnek) eki, markayı yeterince farklılaştırmış kabul edilir. Bu durumda, ayırt ediciliği zayıf ortak unsur nedeniyle iltibas oluşmaz. Ana karardaki “macromesh” örneğinde de “mesh” (ağ, kafes) eki, zayıf “macro” ibaresine eklenerek iltibas riskini bertaraf etmiştir.
  • Örnek 2: Marka Serisi İddiası ve Kapsam:
    • Davacı Marka Serisi: “MacroCenter”, “MacroTech”, “MacroPlus”
    • Davalı Marka: “Macromesh”
    • Yargıtay’ın Bakış Açısı: Davacı, markaların bir seri oluşturduğu ve davalının markasının bu serinin bir devamı gibi algılanacağını iddia etmiştir. Ancak Yargıtay, temel ibare olan “macro/makro”nun zayıf olması ve mal/hizmet sınıflarının farklı olması (süpermarket vs. yapı malzemeleri) nedeniyle, ortalama tüketicinin ekonomik/organik bağlantı (seri marka algısı) kurmayacağına hükmetmiştir. Seri markanın varlığı, ancak ortak unsurun tek başına bile güçlü ayırt ediciliğe sahip olduğu durumlarda daha kolay kabul edilir.

2. Karşılaştırmalı Analiz

Durum Hukuka Aykırı Kabul Edilen Durum (İltibas Var) Hukuka Aykırı Kabul Edilmeyen Durum (İltibas Yok)
Ortak İbare Ortak ibarenin güçlü ayırt ediciliğe sahip olması (Örn: “Coca-Cola” / “Coca-Coola”). Ortak ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olması (Örn: “Macro” / “Macromesh”).
Benzerlik Oranı Markaların görsel, işitsel veya anlamsal olarak bir bütün halinde benzer olması ve aradaki farkın anımsanmayacak kadar küçük olması. (Örn: “Mavi” / “Mawi”) Markaların, zayıf ortak unsura rağmen, ayırt edici ekler (mesh) veya farklı görsel/fonetik yapılarla yeterince ayrışması.
Mal/Hizmet Markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzer/ilişkili olması. Mal veya hizmetlerin farklı sınıflarda olması ve birbiriyle ilişkilendirilemeyecek nitelikte bulunması (Örn: Gıda-Yapı Malzemesi).
Tanınmışlık Tanınmış markanın itibarından haksız yarar sağlamanın (dilution-sulandırma) veya ayırt edici karaktere zarar vermenin somut delillerle ispatlanması. Tanınmışlık iddiasının soyut kalması ve mal/hizmet farklılığı nedeniyle haksız yararlanma tehlikesinin oluşmaması.

3. Bilimsel Görüşler

Yargıtay’ın ana karardaki görüşü, marka hukukunda “ayırt edicilik derecesi” ve “uzmanlaşma ilkesi” (mal/hizmet farklılığı) konularında doktrinde hâkim olan görüşlerle büyük ölçüde paralellik taşımaktadır:

  • Ayırt Edicilik Zayıflığı İlkesi: Doktrinde hâkim olan görüşe göre, bir markanın ayırt edicilik gücü ne kadar düşükse (tanımlayıcı, jenerik veya sıradan kelimelerden oluşuyorsa), o markanın iltibasa karşı korunma kapsamı o kadar daralır. Prof. Dr. Yılmaz Aslan’ın da belirttiği üzere, herkesin kullanımına açık olan veya tanımlayıcı nitelikteki ibarelerin bir araya gelmesinden oluşan markalarda, iltibas tespiti için benzerliğin çok daha yüksek olması gerekir. Ana karardaki “macro/makro” ibaresinin zayıf ayırt edicilikte kabul edilmesi bu görüşle birebir örtüşmektedir.
  • İltibas Değerlendirmesinde Bütünlük: Prof. Dr. Arslan Kaya gibi uzmanlar, markaların iltibas değerlendirmesinin bir bütün olarak yapılması gerektiğini, ancak markanın zayıf ayırt ediciliğe sahip kısmının, iltibas riskinin değerlendirilmesinde daha az ağırlık taşıması gerektiğini vurgular. Yargıtay’ın “macromesh” ibaresini bütün olarak görmesi ve “mesh” ekinin farklılığı yarattığı tespiti bu yaklaşımla uyumludur.
  • Tanınmış Marka Korumasında İspat Yükü: Doktrinde, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma (m. 8/4) iddiasında ispat yükünün davacıda olduğu ve soyut karıştırılma riskinin ötesinde, haksız avantaj elde etme veya marka itibarını sulandırma tehlikesinin somut olarak gösterilmesi gerektiği kabul edilir. Yargıtay’ın, davacının kötü niyet veya haksız yararlanma iddiasını ispat edemediği gerekçesi, doktrindeki bu sıkı ispat yükü ilkesini yansıtmaktadır

 Özet

Bu akademik makale, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/6309 Esas, 2023/813 Karar sayılı ilamını merkezine alarak, marka hukukunun iki temel sorununa odaklanmaktadır: ayırt ediciliği zayıf ve jenerik kelimelerin (örneğin “macro”) marka tescilinde iltibas (karıştırılma ihtimali) yaratıp yaratmayacağı ve bu tür markaların tanınmış marka korumasından ne ölçüde yararlanabileceği. Analiz edilen kararda, davacıya ait “macro/makro” ibareli markalar ile davalıya ait “macromesh” markası arasındaki uyuşmazlık incelenmiştir. Yargıtay, “macro/makro” ibaresinin herkesin kullanımına açık ve ayırt ediciliği zayıf olması, markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin (süpermarket ürünleri vs. yapı malzemeleri) farklı olması ve tanınmışlıktan haksız yararlanmanın somut delillerle ispatlanamaması gerekçeleriyle iltibas ve hükümsüzlük taleplerini reddeden ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Makale, bu kararın münferit olmadığını, Yargıtay’ın istikrarlı içtihadının bir yansıması olduğunu gösteren destekleyici kararları sunarak, uygulayıcılar için yol gösterici bir bilimsel perspektif sunmayı amaçlamaktadır.

Giriş

Çalışmanın Konusu ve Önemi

Marka hukuku, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerden ayıran işaretleri koruma altına alarak, hem ticari hayatın dürüstlüğünü hem de tüketicinin korunmasını hedefler. Ancak, gündelik dilde sıkça kullanılan, tanımlayıcı veya nitelendirici kelimelerin marka olarak tescili durumunda, bu kelimelerin mutlak bir tekel hakkına konu olup olamayacağı temel bir sorun teşkil eder. Bu tür ayırt ediciliği zayıf unsurların marka içerisindeki konumu, bir markanın hükümsüzlük davasına konu olması halinde, iltibas riskinin belirlenmesinde kritik bir rol oynar. Bu çalışma, Yargıtay‘ın (11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6309, K. 2023/813, T. 13.02.2023) bu konuya yaklaşımını derinlemesine inceleyerek, Türk Sınai Mülkiyet Hukuku’ndaki istikrarlı uygulamayı ortaya koymayı amaçlamaktadır.

 Analiz Edilecek Temel Yargıtay Kararının Künyesi ve Konusu

Analiz edilen temel karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/6309, K. 2023/813 sayılı ilamıdır. Uyuşmazlık, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile “macromesh” ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Davacı, sahip olduğu “makro/macro” esas unsurlu markalara dayanarak, davalı markanın 556 sayılı KHK (yürürlükten kalkmış olsa da uyuşmazlık tarihi itibarıyla uygulanmıştır) m. 8/1-b uyarınca karıştırılma ihtimali (iltibas) yarattığını ve m. 8/4 uyarınca tanınmış marka korumasına aykırılık teşkil ettiğini iddia etmiştir.

Makalenin Amacı

Bu makalenin amacı, anılan Yargıtay kararı ışığında, Yargıtay’ın, özellikle ayırt edicilik gücü düşük olan ortak ibareleri içeren markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinde ve tanınmış marka korumasının sınırlarının çizilmesinde hangi hukuki temelleri ve mantık silsilesini esas aldığını detaylıca incelemektir.

İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi

Yargıtay’ın Gerekçeleri ve Dayandığı Hukuki Temeller

Yargıtay, temel olarak davadaki uyuşmazlığı, 556 sayılı KHK’nın (davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat) iki temel hükmü, m. 8/1-b (iltibas) ve m. 8/4 (tanınmış marka koruması) çerçevesinde değerlendirmiş ve İlk Derece/İstinaf Mahkemelerinin kararını onamıştır. Yargıtay’ın hukuki değerlendirmesinin dayanakları şunlardır:

  1. Ayırt Edicilik Zayıflığı ve Bütünlük İlkesi: Yargıtay, davacı markalarındaki ortak unsur olan “makro” / “macro” ibarelerinin, sözlük anlamları nedeniyle (büyük, geniş) herkesin kullanımına açık ve ayırt ediciliği zayıf ibareler olduğunu kabul etmiştir. Bu tespitten hareketle, bu tür zayıf ayırt ediciliğe sahip ibarelerin mutlak bir marka tekelini gerektirmeyeceği sonucuna varmıştır. Davalı markasındaki “macromesh” ibaresinin ise bitişik bir kelime olduğu ve “mesh” ekinin, zayıf anlamsal benzerliği ortadan kaldırmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir. Bu, markaların bir bütün olarak görsel ve işitsel açıdan karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlamına gelir.
  2. Mal/Hizmet Benzerliğinin Bulunmaması: Karar, tescil başvurusu konusu mal/hizmetlerin (19. sınıf, yapı malzemeleri) ile davacı markalarının kapsadığı mal/hizmetlerin (özellikle “macrocenter” için süpermarket sektörü) aynı, benzer veya ilişkili olmadığı tespitini desteklemiştir. Farklı sınıflarda yer alan mal/hizmetler, iltibas riskinin düşük olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilmiştir.
  3. Tanınmışlık İddiasında İspat Yükü: 556 sayılı KHK m. 8/4 uyarınca tanınmış marka koruması talebinde, davacının, davalı markanın haksız yarar sağladığına veya ayırt edici karaktere zarar verdiğine dair somut bilgi ve belge sunamadığı gerekçesiyle bu talep reddedilmiştir. Bu durum, tanınmış markanın haksız yararlanmaya karşı korunmasının, mal/hizmet benzerliği olmasa dahi, somut ispat şartına bağlı olduğunu teyit etmektedir.

Yargıtay, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi kapsamında yaptığı incelemede, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar

Ayırt Edicilik Zayıflığının Koruma Kapsamına Etkisi

Ana karar (Yargıtay 11. H.D., E. 2021/6309), Yargıtay‘ın https://karararama.yargitay.gov.tr/ uzun yıllardır oturttuğu istikrarlı bir uygulamanın parçasıdır. Bu uygulama, ayırt ediciliği zayıf kelimelerin (jenerik, tanımlayıcı, övücü kelimeler gibi) mutlak anlamda tekel hakkı sağlamayacağı ve bu kelimelerden türetilen markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinin daha dar bir kapsamda yapılması gerektiği yönündedir.

Bu görüşü destekleyen diğer emsal nitelikteki içtihatlar şunlardır:

  • 11. H.D., E. 2016/10257, K. 2018/2544: Markadaki sıradan bir kelimenin ortak unsur olması ve mal gruplarının farklılığı nedeniyle iltibas oluşmamıştır.
  • 11. H.D., E. 2016/5799, K. 2017/4725: “VIP” gibi herkesin kullanabileceği nitelikteki unsurların ortak olması, tek başına karıştırılma ihtimalini doğurmaz.
  • 11. H.D., E. 2014/19901, K. 2016/5475: Markanın bir kısmının jenerik veya tanımlayıcı ibarelerden oluşması halinde, iltibas değerlendirmesinin bu zayıf unsurlar dışındaki ibareler ve markanın bütünü üzerinden yapılması gerekliliği vurgulanmıştır.
  • 11. H.D., E. 2015/10411, K. 2016/7978: Tanınmışlık koruması iddialarında dahi, mal/hizmet benzerliği olmasa bile, haksız yararlanmanın somut delillerle ispatı şarttır.

Bu kararlar bütünü, TÜRKPATENT kararlarına karşı açılan davalarda, ayırt edicilik gücünün iltibas değerlendirmesindeki ağırlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları

Çekişme Konusu Somut Örnekler

Marka tescil süreçlerinde sıklıkla karşılaşılan çekişme konuları, ayırt ediciliği zayıf bir ön ekin (prefix) farklı bir son ek (suffix) ile birleştirilmesiyle ortaya çıkar:

  • “MEGA” Örneği: Önceki Marka: “MEGA” (Gıda ürünleri). Sonraki Marka: “MEGASTAR” (Eğlence hizmetleri). Yargıtay Görüşü: “MEGA” (büyük, çok) kelimesi ayırt ediciliği zayıftır ve farklı sınıflarda yer alması nedeniyle “STAR” eki markayı yeterince farklılaştırır. İltibas oluşmaz.
  • “NET” Örneği: Önceki Marka: “NETBİLİŞİM” (Bilgisayar yazılımları). Sonraki Marka: “NETİMAJ” (Reklam hizmetleri). Yargıtay Görüşü: “NET” ibaresi bilişim ve internet alanlarında tanımlayıcı veya zayıf ayırt edicilikte kabul edildiğinden, diğer ayırt edici unsur olan “İMAJ” farklılığı sağlar.

Hukuka Aykırılık Kriterlerinin Karşılaştırmalı Analizi

Yargıtay’ın içtihatlarında, bir marka tescilinin hukuka aykırı kabul edilmesi veya edilmemesi, esasen iltibas ve tanınmışlık korumasının hangi şartlar altında oluşup oluşmadığına bağlıdır:

Hukuka Aykırı Kabul EDİLEN Durum (Red veya Hükümsüzlük) Hukuka Aykırı Kabul EDİLMEYEN Durum (Tescil/Onama)
Zayıf İbareye Güçlü İbare Eklenmesi: Zayıf bir ibare (Örn: “Döner”) ile güçlü bir ibarenin (Örn: Bir resim figürü) birleşmesiyle oluşan önceki markanın, sadece zayıf ibareyi içeren sonraki markaya karşı korunması. Ana karardaki gibi, zayıf ibareye (macro) eklenen ibarenin (mesh) markayı, görsel ve işitsel açıdan farklılaştırması.
Yakın Mal/Hizmet Benzerliği: Ortak zayıf unsur, mal/hizmetlerin aynı veya çok yakın olması durumunda iltibasa yol açar (Örn: “Macro Market” / “Macro Shop”). Markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin (Örn: Gıda-Yapı Malzemesi) farklı sınıflarda olması ve tüketicinin karıştırılması olasılığının zayıflaması.
Tanınmışlık İspatı: Tanınmışlığın sektörde çok yüksek olması ve haksız yarar sağlama/sulandırma tehlikesinin somut olarak gösterilmesi. Tanınmışlık iddiasının kanıtlanamaması veya mal/hizmet farkı nedeniyle haksız yarar sağlama tehlikesinin soyut kalması.

Bilimsel Görüşler

Yargıtay’ın bu konudaki görüşü, Sınai Mülkiyet Hukuku doktrininde kabul gören temel prensiplerle paraleldir:

  • Prof. Dr. Yılmaz Aslan gibi uzmanlar, bir ibarenin ayırt edicilik gücünün düşüklüğünü iltibas değerlendirmesinde ana kriterlerden biri olarak kabul eder. Ayırt ediciliği zayıf markaların korunma alanı daraltılır ki, bu herkesin benzer kelimeleri kullanma serbestisini korur. Yargıtay’ın “macro/makro” ibaresini zayıf nitelemesi bu görüşü yansıtır.
  • Prof. Dr. Arslan Kaya, marka bütünlüğü ilkesi gereğince karıştırılma ihtimali değerlendirilirken, markanın baskın ve ayırt edici unsurlarına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini savunur. Ana kararda “mesh” ekinin ayırt edici farklılık yarattığı tespiti bu yaklaşımla uyumludur.
  • Doktrinde hâkim olan görüşe göre, tanınmış markanın haksız yararlanmaya karşı korunması (dilution) için, davacı markanın gücünün ve davalı markanın eyleminin sebep olduğu zararın veya haksız avantajın somut olarak kanıtlanması gerekir. Yargıtay’ın ispat eksikliği gerekçesi de bu katı ispat yükü ilkesini benimser.

Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış

Marka hukukunda iltibas ve tanınmış marka koruması, uluslararası alanda da temel konulardır. Avrupa Birliği Marka Hukuku’nda (ABTM Tüzüğü) ve Avrupa Adalet Divanı (AAD) içtihatlarında da benzer kriterler mevcuttur.

  • Avrupa Adalet Divanı (AAD) İçtihatları: AAD, iltibas değerlendirmesinde “markaların genel izlenimi” ve “ayırt edici ve baskın unsurları” dikkate alarak küresel bir değerlendirme yapılmasını ister. Yargıtay’ın zayıf ayırt ediciliğe sahip unsurları göz ardı ederek markanın bütününe odaklanması, AAD’nin “ayırt edici karakterin ağırlığı” ilkesiyle örtüşür. Özellikle “descriptive/tanımlayıcı” unsurların korunmasının daraltılması, hem AB hukukunda hem de Türk hukukunda temel bir prensiptir.
  • Tanınmış Marka Koruması ve AİHM: Tanınmış markanın korunması, Paris Sözleşmesi’nin 6. Maddesi ve TRIPS Anlaşması ile uluslararası düzeyde kabul görmüştür. Alman Federal Mahkemesi (BGH) de AAD’nin yorumlarına paralel olarak, tanınmışlık iddiasında, haksız yararlanmanın veya sulandırmanın basit bir ihtimal değil, ciddi bir risk olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Yargıtay’ın somut karardaki “kötü niyetin ve haksız avantaj sağlama durumunun ispat edilemediği” yönündeki tespiti, uluslararası alandaki sıkı ispat yükü standardına uygun bir yaklaşımdır.

 Sonuç

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2021/6309 sayılı kararı, Türk Sınai Mülkiyet Hukuku’nda ayırt ediciliği zayıf ve herkesin kullanımına açık olan kelimelerin marka tescilindeki koruma sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Yargıtay’ın net ve istikrarlı görüşü, bu tür zayıf ibarelerde iltibasın oluşması için, mal ve hizmet sınıflarının yakın olmasının yanı sıra, markaların bir bütün olarak görsel ve işitsel benzerliğinin çok yüksek olması gerektiğini şart koşmaktadır. Aksi takdirde, zayıf ibareye eklenen ayırt edici bir unsur (mesh), iltibas riskini ortadan kaldırır.

Uygulayıcılar (avukatlar, marka tescil vekilleri ve hakimler), bu içtihatlar doğrultusunda, Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında açılan davalarda özellikle jenerik kelimeleri içeren markalara dayalı iltibas iddialarında, markanın ayırt edicilik derecesini, mal/hizmet sınıflarının ilişki düzeyini ve tanınmışlık iddialarında haksız yararlanmanın somut delillerini öncelikli olarak analiz etmelidirler. Zira Yargıtay, zayıf koruma gerektiren marka unsurları üzerinden geniş bir tekel hakkı tesis edilmesine izin vermemektedir.

Harika! Hazırlanan bilimsel makalenin içeriğini temel alarak, marka hukuku, iltibas, ayırt edicilik ve tanınmış marka koruması gibi konularda kullanıcıların en çok merak ettiği ve aradığı 30 adet soruyu ve bu soruların Yargıtay içtihatlarına uygun cevaplarını içeren bir Sıkça Sorulan Sorular (SSS) bölümü aşağıdadır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

  1. Marka İltibası (Karıştırılma İhtimali) Ne Demektir?
    • Cevap: Marka iltibası, iki markanın benzerliği ve kapsadıkları mal/hizmetlerin benzerliği nedeniyle, ortalama tüketicinin bu markaları aynı kaynaktan gelmiş gibi algılama veya aralarında ekonomik bir bağlantı olduğu düşüncesine kapılma ihtimalidir (556 sayılı KHK m. 8/1-b; güncel Sınai Mülkiyet Kanunu m. 6/1-b).
  2. Yargıtay, iltibas değerlendirmesini hangi kriterlere göre yapar?
    • Cevap: Yargıtay, markaları görsel, işitsel ve anlamsal açıdan bir bütün olarak değerlendirir. Ayrıca, mal ve hizmetlerin yakınlığı ile önceki markanın pazardaki gücü ve ayırt edicilik derecesi de dikkate alınır.
  3. Markanın Ayırt Edicilik Derecesi Nedir ve Neden Önemlidir?
    • Cevap: Markanın ayırt edicilik derecesi, markanın ilgili mal veya hizmeti diğer teşebbüslerden ayırma gücünü ifade eder. Derece ne kadar düşükse (zayıf ayırt edicilik), o markanın korunma kapsamı iltibasa karşı o kadar dar olur.
  4. “Macro” veya “Super” gibi tanımlayıcı kelimeler neden zayıf ayırt ediciliğe sahiptir?
    • Cevap: Bu tür kelimeler, ilgili mal veya hizmetin kalitesi, niteliği veya miktarını tanımlamaya yönelik genel ifadeler (büyük, üstün, iyi gibi) olduğu için herkesin kullanımına açık kabul edilir ve hukuken zayıf koruma sağlar.
  5. Ayırt ediciliği zayıf bir ibarenin tescilini engellemek mümkün müdür?
    • Cevap: Tek başına engellemek zordur. Ancak, o zayıf ibareye eklenen diğer unsurlarla birlikte, yeni markanın eski markayla aynı mal/hizmetleri kapsaması durumunda ve iltibas riskini artıracaksa engellenebilir.
  6. Seri Marka İddiası, iltibasın tespitinde nasıl bir rol oynar?
    • Cevap: Davacı, markaların ortak bir ana unsur (macro gibi) etrafında bir seri oluşturduğunu kanıtlarsa, bu ana unsurun ortalama tüketici tarafından seri sahibine atfedilmesi kolaylaşır. Ancak ana kararda olduğu gibi, ortak unsur zayıfsa ve mal/hizmetler farklıysa seri marka iddiası da zayıflar.
  1. Tanınmış Marka Koruması (556 sayılı KHK m. 8/4) hangi durumlarda uygulanır?
    • Cevap: Markaların tescil edilmek istenen mal veya hizmetleri aynı/benzer olmasa bile, tescil edilecek markanın önceki tanınmış markanın itibarından haksız yarar sağlaması veya ayırt edici karakterine zarar vermesi (sulandırması) tehlikesi varsa uygulanır.
  2. Tanınmış markadan haksız yararlanma tehlikesi nasıl kanıtlanır?
    • Cevap: Davacı, yeni markanın tesciliyle kendi markasının yarattığı algı, kalite ve itibarın haksız yere kullanılarak bir avantaj sağlandığını veya markanın ayırt ediciliğinin zayıfladığını somut delillerle (pazar araştırmaları, reklam harcamaları, bilinirlik raporları vb.) ispatlamalıdır. Yargıtay, soyut iddiaları kabul etmez.
  3. Tanınmışlık koruması için mal/hizmet benzerliği şart mı?
    • Cevap: Hayır, 556 sayılı KHK m. 8/4 (ve SMKn. m. 6/5) uyarınca tanınmış marka korumasında mal/hizmet benzerliği şartı aranmaz. Ancak mal/hizmetlerin farklı olması, haksız yararlanma veya sulandırma riskinin ispatını zorlaştırır.
  4. “MacroCenter” markasının “süpermarket” sektöründeki bilinirliği, “macromesh” markasının yapı malzemeleri sektöründeki tescilini engeller mi?
    • Cevap: Ana karara göre, engellememiştir. Çünkü Yargıtay, mal/hizmet sınıflarının tamamen farklı olması ve davacının haksız yararlanma iddiasını somut delillerle kanıtlayamaması nedeniyle iltibas riskini ve kötü niyeti düşük bulmuştur.
  5. Kötü Niyetli Marka Tescili İddiasının İspatı Nasıldır?
    • Cevap: Kötü niyet, tescil başvurusunda bulunanın, başkasının markasının itibarından haksız yararlanma veya ticari faaliyetlerini engelleme kastıyla hareket ettiğini gösteren somut olaylarla ve belgelerle (piyasa bilgisi, önceki ilişki vb.) ispatlanmalıdır.
  1. Yargıtay’a göre, bir markanın hükümsüz kılınması için en belirleyici şart nedir?
    • Cevap: Markanın, halk tarafından karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olması veya mutlak ret nedenlerinden birine (tanımlayıcılık, kamu düzenine aykırılık vb.) girmesidir.
  2. Yargıtay, “macromesh” örneğinde neden iltibası reddetmiştir?
    • Cevap: “Macro” ibaresinin zayıf olması, “mesh” ekinin yeterli ayırt edici farklılığı sağlaması ve mal/hizmetlerin birbiriyle ilgisiz sınıflarda bulunması nedeniyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali görülmemiştir.
  3. Ortalama Tüketici Kavramı marka hukukunda neyi ifade eder?
    • Cevap: İlgili mal veya hizmeti satın alan veya kullanan, makul ölçüde dikkatli ve bilgili kişidir. İltibas değerlendirmesi bu ortalama tüketicinin algısı üzerinden yapılır.
  4. Markanın görsel benzerliği mi, işitsel benzerliği mi daha önemlidir?
    • Cevap: Yargıtay, bu iki benzerlik türünü de dikkate alarak bütünsel bir değerlendirme yapar. Bazı ürünler için (örneğin telefonla sipariş edilen ilaçlar) işitsel benzerlik daha ağır basarken, raf ürünlerinde görsel benzerlik daha önemlidir.
  5. Hükümsüzlük davasında, önceki markanın yoğun kullanımı nasıl kanıtlanır?
    • Cevap: Reklam ve tanıtım harcamaları, pazar payı, satış hacimleri, ulusal veya uluslararası tesciller ve kamuoyu anketleri gibi somut verilerle kanıtlanır.
  6. İltibas iddiası reddedilen bir davada, davacı tanınmışlık iddiasında bulunabilir mi?
    • Cevap: Evet. İltibas (m. 8/1-b) ve tanınmış marka koruması (m. 8/4) farklı hukuki sebeplerdir. Mal/hizmetler benzer olmasa bile, m. 8/4’e dayalı haksız yararlanma iddiası ileri sürülebilir.
  7. Yargıtay, markanın tescilinin ardından açılan davalarda hangi kanunu esas alır?
    • Cevap: Uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerini esas alır. Bu, ana kararda olduğu gibi 556 sayılı KHK olabileceği gibi, günümüzde Sınai Mülkiyet Kanunu olabilir.
  1. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) nedir ve kararları neden dava konusu olur?
    • Cevap: YİDK, TÜRKPATENT bünyesinde, Kurumun daire başkanlıkları tarafından verilen kararlara karşı yapılan itirazları son idari aşamada inceleyen kuruldur. YİDK kararları, idari yargı denetimi yoluyla dava konusu edilebilir.
  2. YİDK kararının iptali davası ile marka hükümsüzlüğü davası aynı anda açılabilir mi?
    • Cevap: Evet. Uygulamada davacılar, hem idari kararın iptalini hem de, tescil gerçekleşmişse, tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü talep ederek süreci güvence altına almayı tercih ederler.
  3. İstinaf Mahkemesi kararı ile Yargıtay kararı arasındaki fark nedir?
    • Cevap: İstinaf, İlk Derece Mahkemesi kararının hem maddi vakıa hem de hukuki yönden incelenmesini sağlayan bir üst kanun yoludur. Yargıtay ise, İstinaf kararının hukuka uygunluğunu, yani hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını denetleyen temyiz mercii’dir (hukukilik denetimi).
  1. Marka tescil süreci ne kadar sürer?
    • Cevap: Normal şartlarda, başvuru tarihinden itibaren itiraz olmaması durumunda marka tescili ortalama 8-10 ay sürebilmektedir.
  2. Marka tescil ücreti/ücretleri/fiyatları nelerden etkilenir?
    • Cevap: Marka tescil ücreti temel olarak başvuru yapılan mal ve hizmet sınıflarının sayısından, başvuru sahibinin gerçek veya tüzel kişi olmasından ve yapılan ek itiraz/savunma işlemlerinden etkilenir.
  3. Marka tescil başvurusunda kaç sınıf seçilmelidir?
    • Cevap: Başvuru, faaliyet gösterilen veya gelecekte faaliyet gösterilmesi planlanan tüm mal ve hizmet sınıflarını kapsamalıdır. Ne kadar çok sınıf seçilirse, başvuru ücreti/ücretler/fiyatlar o kadar artar.
  1. Yargıtay’ın Bölge Adliye Mahkemesi kararını ONAMASI ne anlama gelir?
    • Cevap: Onama, Yargıtay’ın, Bölge Adliye Mahkemesi’nin (İstinaf) kararını maddi vakıaların tespiti ve hukukun uygulanması açısından doğru ve yerinde bulduğu, yani kararda bozmayı gerektirecek herhangi bir hukuki aykırılık görmediği anlamına gelir.
  2. Hükümsüzlük davası reddedilirse, davacı markasını kullanmaya devam edebilir mi?
    • Cevap: Evet. Hükümsüzlük davasının reddedilmesi, davalı markanın tescilinin hukuka uygun olduğunun tespiti anlamına gelir.
  3. Ayırt ediciliği zayıf bir markanın sonradan kullanımla güçlenmesi mümkün müdür?
    • Cevap: Evet. Yoğun ve sürekli kullanım, tanıtım ve reklam faaliyetleri neticesinde başlangıçta ayırt ediciliği zayıf olan bir ibare, zamanla ikincil anlam kazanarak tüketiciler nezdinde güçlü bir ayırt edici karaktere sahip olabilir.
  4. Hükümsüzlük davalarında ispat yükü kimdedir?
    • Cevap: Genel kural olarak ispat yükü, hükümsüzlük talebinde bulunan davacı üzerindedir. Davacı, tescilin kanuna aykırı olduğunu kanıtlamak zorundadır.
  5. Marka davasında haksız rekabet iddiası nasıl ilişkilendirilir?
    • Cevap: Bir markanın iltibas yaratacak şekilde tescil edilmesi, aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet eylemi de teşkil edebilir. Davacılar, marka hükümsüzlüğü yanında genellikle haksız rekabetin tespiti ve önlenmesini de talep ederler.
  6. Marka hükümsüzlük kararı geriye dönük müdür?
    • Cevap: Evet, marka hükümsüzlüğü kararı, markanın tescilinin başından itibaren (geçmişe etkili olarak) hükümsüz olduğu sonucunu doğurur ve sicilden terkinini gerektirir.

Keçiören Patent

ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN

Keçiören Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.