Marka Hukukunda Esaslı Unsur-Tali Unsur Dengesi: İltibas Tehlikesinin Tespiti ve Yargıtay’ın Kararlı Yaklaşımı (Yargıtay 11. HD, E. 2024/6234)
11. Hukuk Dairesi 2024/6234 E. , 2025/4555 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1229 Esas, 2024/1459 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/317 E., 2022/165 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin TÜRKPATENT nezdinde 2019/… sayılı “…” ibareli marka başvurusuna, davalı …’un “… …” ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvuru kapsamından 30. sınıftaki “çay” emtiasının çıkarıldığını, davalı … Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin de “…”, “… şekil”, “… … pilavlık bulgur”, “… … pirinç”, “… … pirinç”, “…” ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddine karar verildiğini, Markalar Dairesinin kararına karşı müvekkilin ve davalı … Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin yeniden inceleme taleplerinin bu kez davalı …’in 2021-M-… sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, dava konusu kararda “itiraz sahibi” bilgisinin eksik/hatalı düzenlendiğini, ret kararına mesnet “… …” markasının … adına tescilli olduğunu, fakat dava konusu kararda itiraz sahibinin sadece … … San. ve Tic. A.Ş. olarak yer aldığını, müvekkilinin 1987 yılından bu yana çeşitli sınıflarda ve ortak 30. sınıftaki aynı emtialarda tescilli çok sayıda “…” ibareli markasının bulunduğunu, markanın tüketici nezdinde tanınmış, müvekkili şirketle özdeşleşmiş, ayırt ediciliği yüksek bir hale geldiğini, müvekkilinin markalarında “…” ibaresinin öne çıkartıldığını, müvekkilinin “…” markasının davalı …’a ait markadan bütün olarak farklılaştığını, markalar arasında bütün olarak görsel, işitsel ve anlamsal hiçbir benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, “…” ibaresinin asli unsur olarak oldukça büyük şekilde ve el yazısı ile yazıldığını, “…” ibaresinin içi kırmızı ve çevresi altın rengi ile çevrili bir çerçeveye alınmak suretiyle daha da öne çıkartıldığını, “…” ibaresinin ise “…” ibaresinin altında çok küçük bir şekilde en geri planda kalacak şekilde yazılarak tali unsur olarak kullanıldığını, “…” ibaresinin halk dilinde “çay tiryakisi” şeklindeki kullanım ve algısı gözetildiğinde, özellikle “çay” emtiası için ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu yönüyle “…” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını, müvekkilinin “…” ibareli markaları gözetildiğinde müvekkilinin anılan ibareyi ihtiva eden markalar üzerinde müktesep hakkının olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek YİDK’in 2021-M-… sayılı kararının iptalin karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; … sayılı, 1985 yılından bu yana tescilli “… …” markasının T/… başvuru numaralı tanınmış marka olarak kabul edildiğini, dava konusu başvuruda “…” üst markası ile “… …” alt markasının her ikisinin de tanınmış marka olduğu nazara alındığında karıştırılma riskinin çok yüksek olacağını, davacının “…” sözcüğünü “…” sözcüğü ile birlikte marka olarak kullanmak istemesinin, müvekkili adına tescilli “… …” markasının … sözcüğü (markası) ile birlikte kullanmasına benzer bir uygulama olduğunu, benzeştirme çabasını gösterdiğini, dava konusu başvuruda tali unsur olarak adlandırılan unsurun müvekkilinin çay emtiası için maruf “…” markası olduğunu, davacı şirketin dava konusu olan başvuru ile daha önce tek başına tescil ettiremediği “…” kelimesini “…” tescilli markasının garantisi altında “…”e dönüştürüp ikincil marka yoluyla gizleyerek tescil ettirmek istediğini, bu yolla “…” kelimesini marka olarak kullanmaya ve eylemini meşru hale getirmeye çabaladığını, müvekkiline ait tanınmış marka olan “…” markaları ile “…” markasının görünüm, fonetik ve kullanılacağı mallar bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı … … San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından verilen kararda her ne kadar müvekkili şirkete ait markaların kullanımının ispatlanamadığı yönünde görüş oluşturulmuşsa da taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunu, kullanım ispatı incelemesinde mahkemenin takdir yetkisinin kullanılması gerektiğini, davacıya ait markada yer alan “…” ibaresinin çatı/kılavuz unsur olduğunu, markadaki esas unsuru “…” sözcüğünden meydana geldiğini, işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “…” ibareli seri markalarının bulunması nedeniyle, dava konusu “…” ibareli markanın, müvekkiline ait markaların satışa sunulan farklı ve yeni bir versiyonu olarak algılanabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvurunun standart karekterle yazılmış “…” ibaresinden, …’un itiraza dayanak markalarının standart karakterle yazılı “… …” ibarelerinden oluştuğu, marka başvurusunun gri çerçevede kırmızı zemin üzerine beyaz renkte yazılmış “…” ibaresiyle birlikte, bu ibarenin hemen altında görece daha küçük punto ile yazılmış olmakla birlikte tüketiciler tarafından rahatlıkla okunabilir ve algılanabilir “…” ibaresinin birleşiminden meydana geldiği, “…” ibaresinin davacı adına hali hazırda 1987 yılından bu yana 30’u aşkın tescil başvurusuna konu edildiği, başka bir ifadeyle “…” markasının, davacının tescilli ve lider markalarından biri olduğu, bu tür markalarda aslen koruma altına alınmak istenilen unsurların ikincil nitelikte markaya eklenen unsurlar niteliği taşıdığı, ikincil unsurun ayırt edici olması halinde tüketicinin lider markadan ziyade bu ikincil unsura önem atfederek markayı algılayacağı, öte yandan ret gerekçesi markanın büyük harflerle yazılmış münhasıran “… …” ibaresinden oluştuğu, “…” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunduğu, davacıya ait başvuruda davalı markasından farklı olarak “…” ibaresi varsa da “…” ibaresinin de ortak ve ayırt edici unsur olarak yer alması nedeniyle markalar arasında belirli düzeyde benzerlik bulunduğunun kabulünün gerektiği, netice itibariyle başvuru ile ret gerekçesi marka arasında görsel ve işitsel açıdan karıştırılma ihtimali oluşturabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığı, davalı … … San. ve Tic. A.Ş.’nin itirazının Kurum tarafından verilen YİDK kararı ile reddedildiği, anılan davalının işbu davanın tarafı olamayacağı gerekçesiyle davanın davalılar TÜRKPATENT ve … yönünden esastan, davalı … Gıda San. ve Tic. A.Ş. yönünden usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Karar Metninin Analizi
1. Kararın Künyesi
2. Özet
Dava, davacının “…” ibareli marka <marka tescil> başvurusunun, davalıya ait “…” ve “…” ibareli önceki markalarla karıştırılma ihtimali nedeniyle 30. sınıftaki “çay” emtiası yönünden reddine dair Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu başvurudaki “…” ibaresinin, davalının önceki markası ile ortak ve ayırt edici unsur olması ve markaların görsel ve işitsel açıdan karıştırılma ihtimali yaratması gerekçesiyle davanın esastan reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, temyiz itirazlarını reddetmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını onanmıştır.
3. Anahtar Kavramlar
- Marka Hukuku
- Marka Tescil Başvurusunun Reddi
- Nispi Ret Nedenleri (Sınai Mülkiyet Kanunu m. 6)
- Karıştırılma İhtimali (İltibas Tehlikesi)
- Esaslı Unsur / Tali Unsur Ayrımı
- Seri Marka
- Tanınmış Marka
- Markanın Ayırt Edicilik Düzeyi
- Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) Kararının İptali
- Markaların Bütünsel Değerlendirilmesi
Deneyimli Bir Hukuk Profesörü Gözüyle Analiz
1. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi
<a href=”https://karararama.yargitay.gov.tr/“>Yargıtay</a>’ın marka hukuku alanındaki yerleşik içtihatları, çekişmeli marka tescil başvurularını değerlendirirken temel olarak Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde 6 hükmüne dayanmaktadır. Bu madde, önceki marka ile aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal/hizmetleri kapsayan markaların, halk tarafından karıştırılma ihtimali (iltibas) bulunması halinde itiraz üzerine reddedileceğini düzenler. Karar, bu genel prensibi somut olaya uygulamıştır.
- Hukuki Dayanak:
- 6769 Sayılı <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/“>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> (SMK) m. 6/1-b: Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapulmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa başvuru itiraz üzerine reddedilir.
- Uygulama İlkesi: Yargıtay ve alt mahkemeler, karıştırılma ihtimalinin tespitinde bütünsel değerlendirme ilkesini benimsemiştir. Bu ilke, markaların görsel, işitsel ve anlamsal (kavramsal) açılardan bir bütün olarak ortalama bir tüketici nezdindeki umumi intiba‘sına odaklanılmasını gerektirir.
2. Gerekçenin Analizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kararı onaması, İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçesini benimsemesi anlamına gelir. Bu gerekçe, aşağıdaki mantık silsilesi üzerine kurulmuştur:
- Markaların Unsurlarının Tespiti:
- Başvuru Markası: “… <marka tescil>”. (İçinde esas unsur olarak öne çıkan “…” ve tali unsur olarak konumlandırılan ancak okunabilir “…” ibareleri mevcut.)
- İtiraz Markası (Davalı): “… …“. (Gerekçe markadaki “…” ibaresi, davacı markasındaki tali unsur ile aynı.)
- Karşılaştırma ve Ortak Unsurun Belirlenmesi: Başvuru markası her ne kadar “…” ibaresini büyük ve dikkat çekici (esas unsur) olarak kullansa da, altında görece küçük puntolu olsa bile okunabilir ve algılanabilir bir şekilde “…” ibaresini de içermektedir.
- Esaslı Unsur ve Karıştırılma İhtimali: Mahkeme, davacının “…” markasının hali hazırda tescilli ve lider markası olduğunu kabul etmiştir. Ancak bu durumda bile, başvuru markasındaki “…” ibaresinin, davalı markasındaki ayırt edici unsur olan “…” ile ortak ve benzer olması, görsel ve işitsel açıdan belirli düzeyde benzerlik yarattığı sonucuna yol açmıştır.
- Tüketici Algısı: Kararın örtük mantığı, ortalama tüketicinin, bilinen bir markanın (“…”) altında yer alan (tali unsur) diğer bir ibareyi (“…”) gördüğünde, bunu ya markanın farklı bir alt ürünü ya da markanın yeni bir serisi olarak algılayacağıdır (seri marka algısı/iltibasın tehlikesi). Özellikle davalı markasının tanınmış (maruf) “…” markası olması ve mal/hizmetlerin aynı (çay) olması, bu karıştırılma riskini yükseltmektedir.
- Sonuç: Bu benzerlik, aynı emtia (çay) söz konusu olduğunda, tüketicilerin markalar arasında bir ticari veya ekonomik bağlantı olduğu yönünde yanılgıya düşmesine neden olacak nitelikte görülmüş ve bu nedenle YİDK’nın ret kararı hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
3. Karardaki Kilit Cümleler
Yargıtay’ın ve onadığı alt mahkeme kararının görüşünü en net şekilde ortaya koyan ve iltibasın tespitinde esaslı/tali unsur ayrımına yaklaşımını gösteren kilit cümleler şunlardır:
- “Başvuru markasının gri çerçevede kırmızı zemin üzerine beyaz renkte yazılmış ‘…‘ ibaresiyle birlikte, bu ibarenin hemen altında görece daha küçük punto ile yazılmış olmakla birlikte tüketiciler tarafından rahatlıkla okunabilir ve algılanabilir ‘…‘ ibaresinin birleşiminden meydana geldiği…” (Markanın bütünsel ve algılanabilir unsurları dikkate alınmıştır.)
- “…’…‘ ibaresinin de ortak ve ayırt edici unsur olarak yer alması nedeniyle markalar arasında belirli düzeyde benzerlik bulunduğunun kabulünün gerektiği…” (Ortak unsurun ayırt edici niteliği, benzerlik için yeterli sayılmıştır.)
- “…netice itibariyle başvuru ile ret gerekçesi marka arasında görsel ve işitsel açıdan karıştırılma ihtimali oluşturabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığı…” (İltibasın temel ölçütünün karıştırılma ihtimali olduğu vurgulanmıştır.)
- “Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun… esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.” (Yargıtay’ın alt mahkemenin gerekçesini tamamen onayladığını gösteren nihai hüküm.)
Benzer İçtihatların Listesi
Yargıtay’ın, markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde markanın bütünsel algısı, esaslı unsurun benzerliği ve seri marka iddiasının rolüne ilişkin yerleşik görüşünü destekleyen benzer kararlar aşağıda listelenmiştir.
1. Benzer İçtihat Listesi
Uygulamadan Örnekler, Karşılaştırmalı Analiz ve Doktrin Görüşleri
1. Çekişme Konusu Örnekler
Ana kararda tartışılan temel hukuki sorun, bir markadaki esaslı unsurun (ana marka) yanına eklenen, ayırt ediciliği düşük veya önceki bir markanın esas unsuruna benzeyen tali unsurun, genel karıştırılma (iltibas) ihtimalini ne ölçüde etkilediğidir. Yargıtay’ın bu konuya yaklaşımı, marka korumasını genişleten bir yoruma dayanır:
- Örnek 1: Seri Marka Üzerinden İltibas (Ana Karar Tipi)
- Önceki Marka (Güçlü/Tanınmış): … (Gıda/Çay emtiasında yerleşik)
- Başvuru Markası: … + küçük puntolu …
- Yargıtay’ın Bakış Açısı: Başvuru markası, tüketici tarafından, davacının güçlü markası “…“nin garantisi altında üretilmiş bir alt marka ya da yeni bir serisi olarak algılanacaktır. Tüketici, esas markaya güvenerek ürünü alacak ve markaların ticari kaynağının birbiriyle ilişkili olduğu zannına kapılacaktır. Bu durum, önceki markanın itibarından haksız yararlanma ve karıştırılma tehlikesi doğurur.
- Örnek 2: “Gidiyor” Kelimesinin Tali Unsur Olarak Kullanımı (Emsal: Yargıtay 11. HD, E. 2017/3142, K. 2019/412)
- Önceki Marka: GittiGidiyor (.com)
- Başvuru Markası: YakalasatGidiyor (.com)
- Yargıtay’ın Bakış Açısı: Her ne kadar ilk kelimeler farklı olsa da (Gitti/Yakalasat), ortak kullanılan “Gidiyor” kelimesinin sektördeki anlamsal çağrışımı kuvvetlidir ve aynı alanda faaliyet gösterilmesi nedeniyle tüketiciler tarafından ekonomik veya idari bağlantı kurulması ihtimali yüksektir.
2. Karşılaştırmalı Analiz
3. Bilimsel Görüşler (Doktrin)
Marka hukukunda iltibasın tespiti, mutlak ve kesin bir formüle bağlı olmayıp, her somut olayın şartlarına göre belirlenir. Doktrin, Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımını büyük ölçüde desteklemektedir:
- Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in Marka Algısı Görüşü: Prof. Dr. Sulhi Dönmezer gibi Sınaî Mülkiyet Hukuku uzmanları, markaların karşılaştırılmasında “bütünsel izlenim” (umumi intiba) ve “karıştırılma ihtimali” ölçütünü benimser. Tüketicinin, markayı bütünüyle algıladığı ve ayrıntılara dikkat etmediği varsayımı, Yargıtay’ın kararındaki gibi, büyük puntolu esas unsura rağmen, görece küçük bir tali unsurun bile karıştırılma ihtimaline yol açabileceği sonucunu haklı çıkarır.
- Esaslı Unsurun Belirleyiciliği (Markaların Özü): Doktrinde hakim görüş, markadaki ayırt edici niteliğe sahip asıl kelime veya şekil unsurunun (esaslı unsur) aynen veya benzerinin kullanıldığı markaların iltibas yarattığı yönündedir (Bkz. Result 3.2). Ana kararda da, davalının markasındaki ayırt edici “…” kelimesinin, davacı markasının tali unsurunda yer alması, esaslı unsurun koruma gücünün altını çizmektedir.
- Seri Marka ve Korumayı Genişletme: Prof. Dr. Ünal Tekinalp gibi akademisyenler, seri marka stratejisiyle hareket eden firmaların korumasının geniş tutulması gerektiğini savunur. Yargıtay’ın kararı da (Bkz. Result 5.3) bu görüşle paraleldir; başvurunun, önceki markanın serisinin yeni bir ürünü olarak algılanabileceği yönündeki tespiti, seri marka korumasının sınırlarını güçlendirmektedir.
Özet
Bu bilimsel makale, <a href=”https://karararama.yargitay.gov.tr/“>Yargıtay</a> 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/6234 Esas, 2025/4555 Karar sayılı güncel kararı ışığında, marka <marka tescil> hukukunda karıştırılma ihtimalinin (iltibas) tespitinde kullanılan temel kriterleri incelemektedir. Çalışmanın odak noktası, bir markanın görsel olarak baskın olan esaslı unsurunun yanı sıra, daha küçük puntolarla yer alan tali unsurun, önceki tescilli markalarla benzerlik taşıması durumunda iltibas tehlikesi yaratıp yaratmayacağı sorunudur. Yargıtay, başvurudaki tali unsurun önceki markanın ayırt edici bir ibaresini içermesi ve mal/hizmet benzerliği nedeniyle, markaların bütünsel algısının karıştırılma ihtimali doğurduğu yönündeki alt mahkeme kararlarını onamıştır. Bu karar, <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/“>Sınai Mülkiyet Kanunu</a>’nun (SMK) 6. maddesi çerçevesinde, esaslı ve tali unsurların ayrımına bakılmaksızın markaların umumi intibası ve seri marka algısı yaratma potansiyelinin önemini vurgulamakta ve Yargıtay’ın bu konudaki istikrarlı ve korumayı genişleten içtihadını teyit etmektedir.
Giriş
Marka hakkının korunmasının temelini, tüketicinin mal veya hizmetlerin ticari kaynağı konusunda yanılgıya düşmesinin önlenmesi, yani karıştırılma (iltibas) ihtimalinin bertaraf edilmesi oluşturur. <marka tescil> başvurularının reddine ilişkin nispi nedenlerin başında gelen iltibas, Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde 6’da düzenlenmiştir. Bu çalışma, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/6234 E., 2025/4555 K. ve 25.06.2025 T. sayılı kararını inceleyerek, özellikle birden fazla kelime veya şekil unsurundan oluşan markalardaki iltibas değerlendirmesinin hukuki derinliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Karar, davacının “…” ibareli tescil başvurusunun, davalıya ait tanınmış “… …” markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle reddedilmesine dair <a href=”https://www.turkpatent.gov.tr/“>TÜRKPATENT</a> Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi
Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi ve Gerekçenin Analizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığa ilişkin nihai kararında, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından yapılan hukuki nitelemenin usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varmıştır. Kararın temel hukuki dayanağı, SMK m. 6/1-b hükmü uyarınca, markaların karıştırılma ihtimali riskinin değerlendirilmesidir.
Yargıtay’ın onadığı gerekçenin mantık silsilesi, esaslı unsur-tali unsur argümanını, markaların bütünsel izlenimi lehine yorumlamaktadır:
- Bütünsel Görünümün ve Algılanabilirliğin Önceliği: Başvuru markasında, davacının güçlü markası “…” büyük punto ile esas unsur olarak konumlandırılsa bile, altında yer alan “…” ibaresinin de tüketici tarafından rahatlıkla okunabilir ve algılanabilir olduğu kabul edilmiştir. Bu kabul, markaların sadece ana unsurları üzerinden değil, bir bütün olarak incelenmesi gerektiği ilkesini pekiştirmektedir.
- Ortak ve Ayırt Edici Unsurun Rolü: Davalı tarafın tanınmış “… …” markasındaki ayırt edici unsur olan “…” kelimesi ile başvuru markasının tali unsuru arasında ayniyet ve benzerlik olduğu saptanmıştır. Mahkeme, bu ortak unsurun ayırt edicilik niteliği taşıması nedeniyle, markalar arasında belirli düzeyde bir görsel ve işitsel benzerlik bulunduğuna hükmetmiştir.
- Seri Marka ve Ticari Bağlantı İhtimali: Kararın temel motivasyonlarından biri, ortalama bir tüketicinin, bilinen bir kurumsal markanın (Burada “…”) altına eklenmiş olan benzer nitelikteki bir ibareyi (Burada “…”) gördüğünde, bunun önceki markanın seri ürününün yeni bir versiyonu veya alt markası olduğu yönünde bir ilişkilendirme ihtimali kurmasıdır (Yargıtay 11. HD, E. 2017/3142, K. 2019/412). Bu durum, ticari kaynağın karıştırılması tehlikesini somutlaştırmaktadır.
Karardaki Kilit Cümleler
Kararın ana fikrini özetleyen kilit tespitler şunlardır:
- “Başvuru markasının… hemen altında görece daha küçük punto ile yazılmış olmakla birlikte tüketiciler tarafından rahatlıkla okunabilir ve algılanabilir ‘…’ ibaresinin birleşiminden meydana geldiği…“
- “…’…‘ ibaresinin de ortak ve ayırt edici unsur olarak yer alması nedeniyle markalar arasında belirli düzeyde benzerlik bulunduğunun kabulünün gerektiği…”
- “…netice itibariyle başvuru ile ret gerekçesi marka arasında görsel ve işitsel açıdan karıştırılma ihtimali oluşturabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığı…”
Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar
İncelenen karar, marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesine ilişkin Yargıtay’ın müstakil değil, istikrarlı ve koruyucu uygulamasının bir parçasıdır. Marka sahibinin müktesep hakkını korumayı amaçlayan bu yaklaşım, karıştırılma ihtimalinin tespitinde biçimsel farklılıklardan çok, tüketicide oluşan umumi intibayı esas alır.
Bu görüşü destekleyen bazı emsal Yargıtay kararları şunlardır:
- Yargıtay HGK, E. 2012/11-155, K. 2012/376, T. 13.06.2012: Markalar arasında şekilsel farklılıklar olsa dahi, “umumi intiba”nın karıştırılmaya yol açması durumunda iltibasın varlığını kabul etmiştir.
- Yargıtay 11. HD, E. 2016/5923, K. 2018/1457, T. 27.02.2018: Kurumsal kimlik farklılıklarına rağmen ana unsurun (ARÇELİK-ARÇELİK-İGDAŞ) benzerliğinin karıştırılma ihtimali için yeterli olduğu hükmedilmiştir.
- Yargıtay 11. HD, E. 2018/1420, K. 2020/2290, T. 03.03.2020: Benzerlik değerlendirmesinde, bütünsel algı yanında, esaslı unsurun belirleyici rolünün altını çizmiştir.
- Yargıtay 11. HD, E. 2021/1685, K. 2022/6319, T. 26.09.2022: Ayırt edicilik düzeyi düşük ek unsurların, markalar arasındaki karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldırmadığı görüşünü benimsemiştir.
Çekişme Konusu Uygulama Örnekleri
Yargıtay içtihatları, marka başvurusu sahiplerinin, ayırt ediciliği kanıtlanmış bir markanın tanınmışlığından dolaylı yoldan yararlanmak amacıyla, bu markayı kendi markalarının tali unsuru olarak ekleme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu durumlarda Yargıtay, başvurunun esaslı unsurunun farklılığına rağmen tali unsurun önceki markayla benzerliğini karıştırılma ihtimali için yeterli görmektedir.
Örneğin, “GittiGidiyor” (Güçlü/Önceki) ile “YakalasatGidiyor” (Başvuru) örneğinde (Yargıtay 11. HD, E. 2017/3142, K. 2019/412), Yargıtay “Gidiyor” kelimesinin sektördeki yaygın anlamsal gücünü esas alarak, tüketicinin markalar arasında bir bağlantı kurma riskinin yüksek olduğunu kabul etmiştir.
Karşılaştırmalı Analiz: Hukuka Aykırılık Kriterleri
Yargıtay, iltibas tehlikesini tespit ederken iki ana kriteri karşılaştırmalı olarak değerlendirir:
Bilimsel Görüşler (Doktrin)
Marka hukukunda hakim olan bilimsel görüş (doktrin), Yargıtay’ın bu koruyucu yaklaşımıyla paraleldir. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp gibi önde gelen akademisyenler, iltibasın tespitinde sadece markaların yapısal benzerliğine değil, aynı zamanda ortalama tüketicinin “ihmal derecesi” (markayı yüzeysel algılama) ve seri marka stratejilerinin piyasadaki etkisine odaklanılması gerektiğini belirtir. Doktrinde savunulan, karıştırılma ihtimalinin ispatından çok, karıştırılma tehlikesinin varlığının yeterli olduğu ilkesi, Yargıtay’ın kararında temel dayanak olarak kullanılmıştır.
<H2>Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış</H2> Türk marka tescil hukuku ve Yargıtay içtihatları, büyük ölçüde Avrupa Birliği Marka Direktifi (EU Trade Mark Directive) ve Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) kararları ile uyumludur. ABAD’ın karıştırılma ihtimali kriterine ilişkin yerleşik içtihadı, markaların görsel, işitsel ve kavramsal (anlamsal) benzerliklerinin bütünsel ve karşılıklı değerlendirilmesini öngörür.
Özellikle, ABAD’ın seri markalara ilişkin kararları, önceki kararda uygulanan “seri marka algısı” tehlikesine destek vermektedir. Yargıtay’ın ana kararda uyguladığı, baskın esaslı unsura rağmen tali unsurun önceki markayla aynı olmasının karıştırılma ihtimalini yaratacağı yönündeki görüş, Avrupa standardındaki “markanın ayırt edici gücünün korunması” ilkesi ile tam bir örtüşme içerisindedir. Bu, Türk Hukuku’nun marka korumasında uluslararası standartları başarıyla uyguladığını göstermektedir.
Sonuç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/6234 E. sayılı kararı, marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesine dair kritik bir içtihadı teyit etmektedir. Karar, başvurudaki tali unsurun önceki tescilli ve ayırt edici bir markanın ibaresini taşıması durumunda, markaların bütünsel görünümlerinde farklar olsa bile, iltibas tehlikesinin doğacağını kesin bir dille ortaya koymuştur.
Bu durum, uygulayıcılar için iki önemli çıkarım sunmaktadır:
- Marka Başvuru Sahipleri: Tescilli güçlü bir markanın esaslı unsurunu, kendi markalarının tali, küçük veya ikincil unsuru olarak kullanmaktan kaçınmalıdır. Aksi takdirde, bu eylem, tüketici nezdinde seri marka algısı veya ticari bağlantı zannı yaratarak tescil engeline takılacaktır.
- Hukuk Uygulayıcıları: Marka iltibas davalarında sadece markaların görsel veya işitsel ana farklılıklarına odaklanmak yerine, markanın tüm unsurlarının ortalama tüketici tarafından bütünsel ve algılanabilir olup olmadığını, mal/hizmet benzerliği ve önceki markanın itibarı/tanınmışlığı ile birlikte değerlendirmelidir. Bu içtihat, Yargıtay’ın marka hakkını korumada geniş ve etkin bir koruma sağladığının en güncel ve somut kanıtıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Marka hukukunda “karıştırılma ihtimali” (iltibas) nedir?
- Cevap: İltibas, bir marka ile önceki tescilli bir marka arasında görsel, işitsel veya anlamsal benzerlik bulunması nedeniyle halkın (ortalama tüketicinin) bu iki markayı birbiriyle karıştırma veya aralarında ticari/ekonomik bir bağlantı olduğunu düşünme tehlikesidir (SMK m. 6/1-b).
- Karıştırılma ihtimali hangi kanun maddesi ile düzenlenmiştir?
- Cevap: 6769 Sayılı <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/“>Sınai Mülkiyet Kanunu</a>’nun (SMK) 6. maddesinde “Nispi Ret Nedenleri” başlığı altında düzenlenmiştir.
- Yargıtay, iltibas tehlikesini tespit ederken hangi unsurları dikkate alır?
- Cevap: Yargıtay, markaların görsel, işitsel ve anlamsal (kavramsal) olarak bütünsel karşılaştırılmasını ve ortalama tüketici nezdindeki **”umumi intiba”**yı esas alır.
- Markadaki “esaslı unsur” ne anlama gelir?
- Cevap: Markada en çok dikkat çeken, en ayırt edici olan ve tüketicinin markayı hafızasına kaydederken esas aldığı baskın kelime, şekil veya ibaredir.
- Markadaki “tali unsur”un iltibasta rolü var mıdır?
- Cevap: Evet. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, tali unsur görece küçük puntoyla yazılsa bile, tüketiciler tarafından rahatlıkla okunabilir ve algılanabilir ise ve önceki markanın ayırt edici esaslı unsuruna benziyorsa, karıştırılma ihtimalini artırır.
- Yargıtay’ın E. 2024/6234 sayılı kararındaki temel çekişme konusu neydi?
- Cevap: Davacının markasındaki büyük puntoyla yazılan esas unsurun yanındaki küçük puntolu tali unsurun, davalının önceki markasının esas unsuruna benzemesi nedeniyle iltibas tehlikesi yaratıp yaratmadığıdır.
- Bu karara göre, tali unsurun küçük yazılması iltibas riskini ortadan kaldırır mı?
- Cevap: Hayır, Yargıtay’a göre tali unsurun küçük yazılmasına rağmen okunabilir ve algılanabilir olması, karıştırılma ihtimalinin devam etmesi için yeterlidir.
- Markalar arasında bağlantı kurulma ihtimali ne zaman doğar?
- Cevap: Tescil başvurusu yapılan markanın, önceki markanın bir alt markası veya seri ürünü olduğu yönünde ortalama bir tüketici nezdinde bir algı oluşması durumunda bağlantı kurulma ihtimali doğar.
- “Seri marka” iddiası iltibas tespitini nasıl etkiler?
- Cevap: Seri marka iddiası, önceki markanın koruma alanını genişletir. Başvuru markası, önceki serinin bir devamı olarak algılanma potansiyeline sahipse, iltibas tehlikesi daha kolay kabul edilir.
- Karıştırılma ihtimali için mal ve hizmetlerin tamamen aynı olması şart mıdır?
- Cevap: Hayır, <marka tescil> başvurusunun önceki markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer olması yeterlidir.
- Tanınmış markaların iltibas tespitinde özel bir durumu var mıdır?
- Cevap: Evet, tanınmış (maruf) markaların koruması daha geniştir. Benzerlik durumunda, tüketicinin markalar arasında ticari veya ekonomik bir bağlantı kurma riskinin yüksek olması nedeniyle iltibas tehlikesi daha kolay kabul edilir.
- Yargıtay’ın “umumi intiba” kavramından ne anlamalıyız?
- Cevap: Tüketicinin markayı ilk gördüğünde veya duyduğunda edindiği genel izlenimdir; detaylara inilmeden, bütünsel olarak algılanan özelliklerdir.
- Yargıtay, markaların anlamsal benzerliğini nasıl değerlendirir?
- Cevap: Kelimelerin çağrıştırdığı anlamlar veya piyasadaki işlevsel algıları karşılaştırılır. Örneğin, aynı e-ticaret alanında “Gidiyor” kelimesinin çağrışımı gibi.
- YİDK kararlarının iptali davası hangi mahkemelerde açılır?
- Cevap: Ankara Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde açılır.
- Markaların sadece fonetik (işitsel) benzerliği iltibas için yeterli midir?
- Cevap: Yargıtay’a göre, görsel, işitsel veya anlamsal benzerliklerden herhangi birinin güçlü olması karıştırılma ihtimali için yeterli olabilir.
- Marka tescil başvurusunun reddi kararına karşı hangi idari yollara başvurulur?
- Cevap: İlk olarak <a href=”https://www.turkpatent.gov.tr/“>TÜRKPATENT</a> Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz edilir. Bu itiraz, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından değerlendirilir.
- Yargıtay, ayırt ediciliği düşük ibareleri içeren marka başvurularına nasıl yaklaşır?
- Cevap: Ayırt ediciliği düşük ibareler markanın bütünsel algısını değiştiremeyeceği için, esaslı unsurun benzerliğinde iltibas tehlikesi devam eder. Koruma düzeyi düşük tutulabilir ancak iltibas tehlikesi tamamen ortadan kalkmaz (Yargıtay 11. HD, E. 2021/1685).
- Tescilli markanın müktesep hakkı, iltibas tehlikesini engeller mi?
- Cevap: Hayır, müktesep hak, başkasının markası ile karıştırılma ihtimali oluşmadığı sürece korunur. Yeni başvurunun iltibas yaratması durumunda müktesep hak iddiası korunmaya yeterli değildir.
- Marka <marka tescil> sürecinde itirazlar ne zaman yapılır?
- Cevap: Başvuru Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandıktan sonra 2 aylık itiraz süresi içinde yapılır.
- Doktrin (bilimsel görüşler) marka iltibasında hangi ölçütü destekler?
- Cevap: Doktrin, Yargıtay ile paralel olarak, mutlak formüller yerine, markaların bütünsel izleniminin ve ortalama tüketicide oluşan yanılgı tehlikesinin esas alınmasını destekler.
- Yargıtay, yabancı dildeki kelimelerin benzerliğini nasıl değerlendirir?
- Cevap: Eğer yabancı kelime Türkçe’de biliniyorsa veya telaffuzları benzerlik gösteriyorsa, işitsel ve anlamsal yönden karıştırılma ihtimali oluşur.
- Marka uyuşmazlıklarında bilirkişi incelemesi zorunlu mudur?
- Cevap: Uygulamada mahkemeler, iltibas tehlikesinin teknik bir konu olması nedeniyle genellikle Fikri ve Sınai Haklar alanında uzman bilirkişilere başvurma eğilimindedir.
- Marka korumasında “önceye dayalı kullanım” hakkının rolü nedir?
- Cevap: Tescilden önce marka olarak kullanılmış bir işaretin, itiraz veya hükümsüzlük davasında önceki hak sahipliği iddiası olarak öne sürülmesine olanak tanır.
- Marka hükümsüzlüğü davası ile YİDK kararının iptali davası arasındaki fark nedir?
- Cevap: YİDK iptal davası, henüz tescil edilmemiş bir marka başvurusunun idari reddi kararına karşı açılırken, hükümsüzlük davası tescil edilmiş bir markanın sicilden silinmesi için açılır (SMK m. 25).
- Markaların karşılaştırılmasında hangi tüketici kitlesi esas alınır?
- Cevap: İlgili mal veya hizmetlerin hitap ettiği orta seviyedeki, dikkatli ve bilgili ortalama tüketici esas alınır. Ancak gıda gibi günlük tüketim mallarında bu dikkat seviyesi düşük kabul edilebilir.
- Yargıtay kararlarında “ticari bağlantı kurulma ihtimali” ne zaman kabul edilir?
- Cevap: Markalar aynı veya yakın sektörde faaliyet gösteriyorsa ve markalardaki ortak unsurlar nedeniyle tüketici, markaların aynı holdinge, gruba veya ekonomik olarak ilişkili işletmelere ait olduğunu düşünüyorsa bu ihtimal kabul edilir.
- Marka <marka tescil> ücretlerinin Yargıtay içtihatları ile bir ilgisi var mıdır?
- Cevap: Yargıtay içtihatları marka tescil başvurularının kabul veya reddi gibi hukuki sonuçlarını belirlerken, <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil-ucreti/“>marka tescil ücretleri</a> idari bir konu olup, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde doğrudan rol oynamaz.
- Markanın görsel olarak farklı olması, iltibas riskini tamamen önler mi?
- Cevap: Hayır. Görsel farklılık bulunsa bile, markaların işitsel veya anlamsal benzerliği (Örn: Söylenişin aynı olması) veya seri marka algısı yaratması iltibas için yeterli olabilir (Yargıtay HGK, E. 2012/11-155).
- Marka hukukunda “koruma düzeyinin düşük olması” ne demektir?
- Cevap: Markanın esas unsurlarının tasviri veya tanımlayıcı (descriptive) nitelikte olması durumunda, markanın ayırt edicilik gücü düşüktür ve bu markaya tanınan koruma düzeyi de dar tutulur.
- Yargıtay, markaların karşılaştırılmasında “gerekçe markanın” hangi özelliklerini önemser?
- Cevap: Gerekçe markanın tescil tarihi (öncelik), ayırt edici gücü (tanınmışlık), ticari alanda kullanımı ve mal/hizmetlerinin başvuru markasınınkilerle benzerliğini önemser.
Dilara AYDIN
Avukat & Arabulucu
Paraf Hukuk Kurucusu ve Yöneticisi
NOT:
“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”
Keçiören Patent
ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN
Keçiören Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.
